22 Şubat 2012 Çarşamba

Hayatımızın içine eden bir 'Adam' hep olur.


Bir adam gelir.
Sen her şeyden çoktan vazgeçmişsin, her şeyi bir kenara atmışsın. ‘Artık hissetmiyorum’ tadında bayat cümlelerle kendini avutarak, tüm zamanını boş işlere vermişsin. Uzun zaman olmuş, bir şeyler hissetmeyeli.
Bir adam gelir.
Öyle bir gelir ki; kalbin aynı anda hem duracak hem yerinden çıkacak gibi atar. Gördüğün an kilitlenmişsin, aklın başka hiçbir şeye basmaz olmuş. Sesi, yeryüzünde asla söylenemeyecek güzellikteki şarkılardan bile güzeldir. Yüzüne baktığında ‘kesinlikle mitolojik bir Tanrı’nın büstü’ dedirtecek kadar kusursuz olduğunu kendine söyleyip elinin ayağının tutmadığını hissetmişsin. Ayrıca öyle güzel kokmuştur ki; burnuna geri kalan tüm kokuları yasaklamak istemişsin.
Ve adam, seninle zaman geçirir.
O anlarda, zaman kavramını yitirir, sadece yanında olmak istersin. Bir kere daha, bir kere daha görüşsek diye sayıklarsın. Cennet yeryüzündedir, sen ise cennetin belki de en güzel bahçesinde. 
Adam öyle bir gelir ki…
Her şey güzel, her şey dört dörtlük görünür. Geçmişin o anda yok olur, sadece sen ve onun olduğu bir dünya üzerinde yaşadığını düşlersin. İzlediğin filmler daha anlamlı, okuduğun kitaplar daha renkli, dinlediğin şarkılar daha kutsal gelir.
Sonra o adam öyle bir susar ki.
Göt gibi kalırsın ortada. Yaşadığın hisler körelir. İçinin sesi kısılır. Sessizliğin içinde boğulursun. Öyle bir susar ki adam, yok olmak istersin. Yerin dibine girmek bile yetmez. Elinde telefon saatlerce beklersin. Etrafındaki insanlar konuşur, sen sadece dinler gibi görünürsün ama dinlemezsin. ‘Bir mesaj atsam mı?’ dersin. Derken mesaj atarsın. Beklersin, mesaj gelmez. Bir kere daha küfür edersin içinden.
O adam seni öylesine umursamaz ki.
Sadece susar ve yazarsın.
Bu kadar.

1 yorum:

  1. Tek cümlelik bir özet bile yetiyor bazen erkekleri anlatmaya. Bir kadın çıkar ve sadece arkadaşız der.

    YanıtlaSil